HADİ (Herkes İçin Adil ve Destekleyici İklim) Eğitim Programı, eğitim ortamlarında ortaya çıkabilecek şiddet, zorbalık ve ilişkisel risk durumlarının önlenmesine katkı sunmak amacıyla hazırlanmış bütüncül bir eğitim programıdır. Program; okul iklimi, akran ilişkileri, yetişkin-çocuk etkileşimi ve kurumsal süreçleri birlikte ele alarak güvenli, destekleyici ve adil bir öğrenme ortamının güçlendirilmesini hedeflemektedir.
Eğitim bilimleri alanında yürütülen çalışmalar, okul ortamında ortaya çıkan risk davranışlarının sosyal etkileşim süreçleri, akran ilişkileri ve yetişkin-çocuk iletişimiyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Espelage ve Swearer, 2010). HADİ Eğitim Programı, okul iklimini şekillendiren tüm paydaşları (öğretmen, öğrenci, yönetici, destek personeli, veli) sürecin aktif bir bileşeni olarak ele almakta ve şiddetin önlenmesini çok paydaşlı bir sorumluluk alanı içinde değerlendirmektedir.
Bu bakış açısı Bronfenbrenner’in (1979) ekolojik sistemler kuramı ile açıklanmış ve HADİ Eğitim Programının kuramsal temelini oluşturmuştur. Kuram, bireyin gelişiminin yalnızca bireysel özelliklerle açıklanamayacağını; gelişimin, bireyin içinde yer aldığı çok katmanlı çevresel sistemlerle kurduğu karşılıklı etkileşim sonucunda şekillendiğini ileri sürmektedir (Bronfenbrenner, 1979; Bronfenbrenner & Morris, 2006). Bu yaklaşıma göre çocuk; aile, okul ve akran grubu gibi doğrudan etkileşim içinde bulunduğu mikrosistem, bu sistemler arasındaki ilişkileri kapsayan mezosistem, çocuğu dolaylı olarak etkileyen sosyal kurum ve hizmetleri içeren egzosistem ile kültürel değerler, toplumsal normlar ve yasal düzenlemeleri kapsayan makrosistem içerisinde gelişimini sürdürmektedir. Ayrıca bireyin yaşamındaki zamanla ortaya çıkan değişimler ve yaşam olayları kronosistem boyutunu oluşturmaktadır. Ekolojik yaklaşım, çocuk davranışlarının yalnızca bireysel özelliklerden kaynaklanmadığını; aile ilişkileri, okul iklimi, akran etkileşimleri, toplumun değerleri ve sosyal politikalar gibi birbirini etkileyen çevresel sistemlerin ortak ürünü olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle çocuklara yönelik önleyici ve gelişimsel müdahalelerin yalnızca bireyi değil, bireyin içinde bulunduğu tüm ekolojik sistemleri kapsayacak şekilde planlanması önerilmektedir (Bronfenbrenner, 1979; Bronfenbrenner & Morris, 2006).
Eğitim programının bir diğer dayanak noktası sosyal-duygusal öğrenme (SDÖ) yaklaşımıdır. Sosyal-duygusal becerilerin geliştirilmesi; duygu düzenleme, empati kurma ve sağlıklı ilişki geliştirme becerilerini desteklemekte, risk davranışlarının azalmasına katkı sağlamaktadır (CASEL, 2020; Durlak ve ark., 2011). Eğitim programı kapsamında sosyal-duygusal öğrenme becerileri, okul ortamındaki ilişkisel süreçleri güçlendiren temel bir bileşen olarak ele alınmakta ve farklı paydaş gruplarının rol ve sorumluluklarına göre çeşitlenen bir yapı içinde değerlendirilmektedir.
Okul iklimine ilişkin araştırmalar, bireylerin kendilerini güvende hissettikleri ve aidiyet duygusu geliştirdikleri ortamlarda akademik başarılarının ve okul uyumlarının arttığını ortaya koymaktadır (Thapa ve ark., 2013; OECD, 2023). Eğitim süreci, güvenli okul iklimini fiziksel güvenlik, duygusal güvenlik, ilişkisel destek ve adalet algısı ile birlikte ele almakta; söz konusu unsurları birbiriyle ilişkili bir yapı içinde değerlendirmektedir.
HADİ Eğitim Programı, şiddet davranışlarının çoğu zaman belirli öncül göstergelerle ortaya çıktığı kabulünden hareket etmektedir. Akran dışlanması, iletişim problemleri, güç dengesizlikleri ve duygusal düzenleme güçlükleri sürecin önemli risk göstergeleri arasında yer almaktadır (Olweus, 1993). Bu nedenle eğitim programı; erken fark etme, önleyici yaklaşım geliştirme ve sistematik müdahale süreçlerinin yapılandırılmasına odaklanmaktadır.
HADİ Eğitim Programı, rastlantısal değil; veriye dayalı bir ihtiyaç analizi süreci sonucunda geliştirilmiştir. Program geliştirme literatüründe ihtiyaç analizinin; hedeflerin ve içeriklerin belirlenmesindeki temel aşama olduğu vurgulanmaktadır (Ornstein & Hunkins, 2018; Demirel, 2017). Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası raporlar, akademik çalışmalar ve eğitim politikaları birlikte incelenmiştir. Ayrıca süreç, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin bilimsel araştırma ve toplumsal ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi ilkesine uygun biçimde yürütülmüştür.
Programın gerekliliği beş temel veri kaynağından elde edilen bulgularla desteklenmiştir:
Bu kaynaklar; güvenlik algısı, akran ilişkileri, okul iklimi, zorbalık, sosyal-duygusal öğrenme ve program geliştirme açısından birlikte değerlendirilmiştir. TÜİK verileri, bazı öğrencilerin okulda kendilerini yeterince güvende hissetmediklerini ve akran dışlanması yaşayabildiklerini ortaya koymaktadır. PISA 2022 sonuçları ise zorbalığın öğrencilerin akademik başarısını ve okula bağlılığını olumsuz etkilediğini göstermektedir. Ayrıca okul iklimi araştırmaları, öğrencilerin kendilerini güvende ve okula ait hissettikleri ortamlarda hem akademik hem de psikososyal açıdan daha olumlu sonuçlar elde ettiklerini göstermektedir (OECD, 2023; Thapa ve ark., 2013). Analizler sonucunda belirlenen; eğitim ortamlarında okul ikliminin geliştirilmesi, sosyal-duygusal öğrenme becerilerinin desteklenmesi, önleyici ve sistematik müdahale süreçlerinin kurulması, okul ekosistemindeki tüm paydaşların ortak bir anlayış etrafında çalışması gibi ihtiyaçlar programın temel yapı taşlarını oluşturmuştur.
